Şivan Perwer – Halepce


Halepçe Dinle

Şivan Perwer – Halepce
Şivan dinle, Şivan indir, Şivan Perwer dinle, Şivan Perwer indir, Halepçe dinle, Halepçe indir, Halepçe sözleri, Şivan Perwer halepçe dinle, Şivan perwer halepçe izle dinle indir, Halepçe şarkısını parçasını dinle sözlerini oku, Halepçe sözleri,Şivan Perwer sözleri


Şivan Perwer – Halepce Sözleri
Wey lo lo, wey lo lo wey lo
Wezê daketim kel û kaşxanan
Wezê daketim serê birc û van dîwaran
Wezê bi serkela dilê xwe de mijûl ji xeman û kulan û derdan birîn in ax de wey lo lo lo wey lo…
Dîsa bombe û baran e
Her derê girtî mij û dûman e
Dîsa nale-nala birîndaran e
Dengê dayika tê li ser lorikê wan e
Bavik bi keder xwe davêjine ser zarokan e
Lê zarok mane bê nefes, bê ruh û bê can e
Ax birîndar im wey lo lo lo wey lo
Hey lê lê…. wey lê lê… Ferman e ûy… hawar… hawar…
Dîsa li me ferman e
Li jor tête gire-gir û hume-huma bavirok û têyaran e
Her der xistiye nava agir û mij û dûman e
Li jêr tête qîre-qîra zarokan, hawara dayik û bavan e
Dîsa dîrok xwe nû ve dike weke carek ji caran e
Weke Diyarbekir, weke Palo û Gênc û Agirî, Dêrsim
Weke Mahabat û weke Berzan e
Îro dîsa li Deşta Silêmaniyê, li kêleka Hendirê, li bajarê helebçê
Fermana me Kurdan e, ferman e, ferman e…
Dîsa hatin qelandin zarok û zêç tev dayik û bavan e
Ax hawar… li me ferman e… li min ay… ax birîndarê we me, li min oy…
Erê hey lê lê… Here hey lo lo…
Hawar Kurdno hûnê bikin bilezînin
Hûnê kaxiz û pênûsekê bibînin binivsînin
Dinya alemê pê bihesînin
Serok û rêberên Kurda li hev bînin
Bira yek bi yek bin ji halê me Kurdan re tiştekî ji dinyayê re binnivsînin
Bira xelq û alema pê bihesînin
Da ku çarekê ji halê me Kurdan re bibînin
Me ji bin vê bindestiyê derînin hawar hawar
Heyfa Kurdistan ku îro dişewitînin
Agir li serê me Kurdan dibarînin ax de ay ay… lo lo ax de li min birîndarê we me…

Şivan Perwer – Halepce Türkçe Sözleri
Hey gidi Dünya!
Zulmü ve güzelliği ile
Dünya Sanki sen insanlara yetmiyor musun?
Sen hoş ve güzel insanlar yaptın, yarattın.
Neden insanların gözleri dolmuyor ve doymuyor.
Kâh senin üzerinde güzellikler yapıyorlar,
Kâh kara duman ve bulutlar yağdırıyorlar senin üzerinde..
Biribirlerinin soyunu kurutuyorlar.
Hey gidi insan!
Senin gözün neden dolmuyor ve doymuyor?
Yoksa dünya yüzeyi sana yetmiyor mu?
Önceki gün Nagazaki, Hiroşima…
Dün Vietnam’da….
Ve bugün Kürdistan’da
Halepçe az mı sanki?
Yıl 1988i Mart ayı…
Newrozun gülleri yine yeşermekteydi..
Newrozların üzerine (aniden) kara, karanlık bulutar geldi,
Newrozlar; keyifsiz ve şenliksiz başlarını gerisingeri önlerine eğdiler,
Ve tohumlarını yerin altına saldılar…
(Günü gelince) bir kere daha yeşermek için…
Vay oğul oğul, Vay oğul oğul
Ben kalelere, köşklere indim…
Ben burçların zirvesine, o duvarlara indim
Ben kaynayan kalbimin üstündekiler; kederler, irinler, dertler ve yaralardır Ah, vay oğul, vay oğul
Yine bombalar yağmur,
Her yeri sis vu duman kaplamış
Yine yaralıların inim inim iniltileridir.
Annelerin sesleri geliyor onların ninnileri üzerinde
Baba kederle kendini çocukların üzerine yatırıyor
Lakin çocuklar; nefessiz, ruhsuz ve cansız durmakta…
Ah yaralıyım vay oğul, oğul, oğul.
Vay oğul
Ey kızım kızım…
Vay kızım kızım…
Fermandır oy…
İmdat! … İmdat!
Yine bize fermandır!
Yukarıdan jetlerin gümbürtüleri, homurtu (sesleri) geliyor
Her yeri ateş, duman ve sis içinde bırakıyor.
Aşağıdan ise çocukların çığlıkları, anne babaların imdatlarının (sesleri) geilyor
Tarih yine kendini tekrarlıyor ; zamanlardan bir zaman gibi ( her zamanki gibi)
Dêrsim Diyarbakır gibi, Palu, Genç , Ağrı ve Dersim gibi
Mahabat gibi ve Berzan gibi
Bugünkü tekrar
Süleymaniye ovasında, Hendir’in kenarında, Halepçe şehrinde…
Biz Kürtlerin fermanıdır, Fermandır, fermandır…
Yine gelip kızarttılar çocukları, kadınları, bütün anne ve babaları…
Ah imdat!… Ferman bizedir… Yaralınızım ben… Oyy bana…
Evet ey oğul oğul. Git ey oğul oğul…
İmdat! Kürtler siz acele etmelisiniz.
Siz, bir kâğıt ve kalem getirip yazın:
Dünya alemi bundan haberdar edin (duyurun)
Kürtlerin rehberlerini, başkanlarını barıştırın
Evet… birlik olsunlar.
Biz Kürtlerin hali için dünyaya bir şeyler yazsınlar.
Evet… alemleri, halkları haberdar etsinler
Biz Kürtlerin haline bir çare bulsunlar diye…
Bizi bu esaretten çıkarsınlar
imdat! İmdat
Yazık, Kürdistana ki bu gün yakıyorlar…
Biz Kürtlerin başına ateş yağdırıyorlar ah da ayy ayy!
Oğul oğul ahlar bana. Yaralınızım sizin!


Video Adresi :
Embed Kodu :
Facebook'ta Paylaş
20.075 dinleme.
Kategori : Şivan Perwer

Kürtçe Müzik Dinle: , , , , , , , , , ,

  1. Şivan Perwer – Halepce için 2 Yorum

  2. ferat, eşi zozan ve cocukları şivan,şilan ve helin……

    halepçeli bir aile…

    bahar kapıda,havalar ısınmakta, aile yaz hazırlıgına baslamıstı.planlarını yaptılar:
    kısa bir sure sonra ailece yaylaya cıkacaklar ve yaz boyu orada kalacaklar,peynir
    tutacaklar, yaylanın temiz havasını soluyacaklar ve erzaklarını temin ettikten sonra
    evlerine donecekler… şivan ailenin en buyugu ve tek erkek cocugu.
    kız kardeslerinden helin 5 aylık, şilan ise, okul okumakta…

    ferat,ogluna, guzel sese sahip oldugu ve surulere cobanlık yaptıgı için şivan- coban
    ismini vermiştir. oglunun asıl adı zinar idi….

    şivan, surulerin basında durur,kaval çalar ve dengbejleri andıran o guzelim sesi
    daglarda, ovalarda ve tepelerde yankılanırdı…. şivan perwerin turkulerini dinler,
    onu kendine ornek alırdı.

    o gun babasının yanına geldi.gunes batmak uzereydi,cografyanın yesilligi kendini
    karanlıga bırakmak uzereydi… ferat, zozan ın yaptıgı keteden yiyor,arada bir
    cayını yudumluyor ve gunesin batısını seyrediyordu..

    şivan: baba! biliyor musun cok yakında sivan perwer in yeni kaseti cıkacak?
    ferat : dogru mu soyluyorsun?
    şivan: dogru soyluyorum baba… mam reşonun oglu seyidxan bana soyledi…
    seneye, fransız ihtilali’nin 200. yılıymış, şivan’ı da davet etmişler ve o’nunla roportaj yapmıslar.
    konserlerde soyleyip de kasetinde soylemediği serhildan jiyan e, pesmergen me
    min beriya te kırıye turkulerine bu kasette yer verdigini soylemiş…
    ferat : cok iyi… peki kasetinin adı ne olacakmıs? biliyor musun?
    şivan: bilmiyorum, herhalde min beriya te kırıye olacak. belki de baska bir şey…
    ferat : guzel… 2 senedir kaset cıkarmıyordu. insaallah guzel olur…. az kalsın unutuyordum,
    duhoktan ezdin amcan aradı.cok rahatsızmış.hem o’nu gormeye hem de oradan zaxoya
    gidip işlerimi halledip donecegim… hazır elimizde para varken borçlarımızı da odeyelim….
    ben yokken evin erkegi sensin, ev sana emanet oglum… 3-4 haftaya kadar gelirim. sonra da
    yaylaya cıkarız……

    ferat, yola cıkar… helin ile şilanı oper…. zozan, ezdin için yaptıgı keteleri
    ferata verip, ” zu were” – tez gel der ve daha yeni utuledigi elbiselerini de posette verir…
    şivan: baba, zaxo dan donerken bana -eger cıkmıssa- şivan’ın yeni kasetini de alır mısın?
    ferat: tamam oglum… soz… eger cıkmıssa alacagım…. biz de dort gozle bekliyoruz şivan’ın
    yeni kasetini….

    ve o gun takvim yaprakları 16 mart 1988’i gostermekte…..

    halepçe halkı, daha ne oldugunu anlayamadan,olayın sokunu uzerlerinden atamadan saga sola
    kacısmakta ve caresiz caresiz bagrısmaktadır…

    hawar hawaaaaar hawaaaaaaaaaaaaaaar

    zozan ise helin ile evdeyken kulakları sagır eden o sesi duyar ve caresiz kendini dısarı atar…
    bir yandan şivaaaaan lawooo bir yandan da şilaaaaan keceee diye haykırıp rotasını
    sasırmıs gemi gibi bir kuzeye bir guneye bir doguya bir batıya kosmakta ve helinin aglaması
    ise acısına tuz biber olmakta…

    ferat, olayı ogrenir ogrenmez halepçe’ye gitmek istese de, yakınları bırakmaz ve o’nu
    sakinlestirmek için akrabaları -onlar da en az ferat kadar huzunludurler- seferber olmaktalar..
    aradan epey bir zaman geçtikten sonra, ferat, elinde şivan perwer in son kasetiyle
    halepçe’ye dogru yola cıkar…

    şivan perwerin kasetinin adı helebçe idi….

    feratın aklına ogluyla konustukları gelmisti… meger ki şivan, kasetinin adını helebçe
    koymustu. ferat bunları dusunurken,araba halepçe’ye varmıstı.sehrin son halini gorunce,
    gozyaslarını tutamaz ve hungur hungur aglamaya baslar. daha sonra evine gider….
    gordugu manzara karsısında artık insanlıgından nefret eder olmustur…….
    esini,cocuklarını dusunmeye baslar.. helini, daha bir yasını doldurmamıs kızını, silanı
    ve oglu şivanı…. kulakları şivan’ın ”baba! eger şivan perwer in son kaseti cıkmıssa
    getirir misin?” sesiyle cınlamakta ve gozyaslarına bogulmakta….
    daha sonra, gazetede zozan ile helin in fotogragına rastlar…. zozan yere yayılmıs
    ve helini saldırıdan korumak için ona sımsıkı sarılmıs… ikisi de orada oylece can vermişler…

    ferat, şivan perwerin helebçe ezgisinin baslangıcında yaptıgı konusmayı,
    ustune basa basa soyleyerek haykırmaktaydı….

    hey gidi dunyaye…. dunya bu faşi u bi zilm…
    ……hey gidi insan bo çi çave te ter u bar nabe
    per li nagazaki u hiroşima duh li wietname…
    iro ji li helebçe ye….. sal 1988 meha adare……
    ma helebçe hindik e?

    Bu Yorumu admin yapmış Mar 16, 2011

  3. admin adamsın yemin ediyoru hayatımda böyle bi şeye daha önce rastlamadım

    Bu Yorumu ömer yapmış Eki 25, 2011

Yorum Kutusu


9 + 2 =